1. Bütün ilaçları susuz yuttum. Aferim bana.

  2. Aslında çok garip değil mi? Bugun hava da bozdu ve ben hiç kimseye aşık değilim. Sanırım. Aslında birbirimize ne kadar yaklaşırsak sonunda o kadar kaybediyoruz birbirimizi. Bu gerçeğin o kadar farkındaydım ki uzaklaşmaktan korktuğum insanlara bir adım daha yaklaşmadım. Sonradan bunun korkaklık olduğunu ‘aşk’ ın böyle yaşanamaması gerektiğine karar vermiştim. Bunu onu kaybedip 18. yaş günüme girerken ağladığımda fark etmiştim galiba. İnsanlara kalbini açman gerekirdi değil mi?

    Bana ilk çiçeğimi sen almıştın ama o benim için toplanmıştı, işte ben bu farkı çok sonradan anladım. Hala gözlerinin içinde olan ışıltıdan anlamıştım. Yıllar sonra çok farklı bir yerde bana o çiçekleri uzattığında anladım işte. O bana aşık olmuştu, ben sana. Belkide o bana aşık oldu diye ben gittim sana aşık oldum. Şimdi de sen sırf bu yüzden gidip başka birine aşık olacaksın.

    Sanki başladığım yerdeyim tam 0 dayım, sanki hiç insanları tanımamış hiç canım yanmamış sanki senin için hiç sarhoş olup paketlerce sigara içmemiş gibiyim. 

    O kadar affettim ki herkesi, her şeyi. Hakikaten kimsenin mutsuz olmayı hak etmediğini düşünüyorum, bu kadar.

  3. (Source: spaghetti-brain)

  4. Afilli cümleler kuramayacak kadar yorgunum çünkü

    Artık bu kaçıncı gün böyle hiç bir şey yapmadan boş boş oturuyorum. Ulan kendi boş beleşliğimden ben sıkıldım artık be! Artık bu bir dönem olmaktan çıkıp kendi kişiliğim oldu, sürekli kendine acıyan sürekli bi çatışma bi şeyler offff kendimden daral geldi artık yahu. Zaten şöyle bakıyorum olaya beni bırakıp giden insanlar kendini kurtarmış canım, sanslılar ee peki ben kendimi şimdi ne yapacağım? Hah işte bunu bilemiyoruz..

    Yani şu yaşta kendimi evde kalmış parasız umutsuz bi karı gibi hissediyorum ve ne yazık ki de öyle davranıyorum. Hayır bir de en uyuz olduğum huyum geçmiş olaylara üzülmem bok var sanki geçmişte amk o zaman aklın neredeydi derler adama, o yüzden sus ve düşünme artık. Mesela 2 gün önce eve geç gelip zil zurna sarhoş olmamın sorumlusu benim yani ama bugün onu taktım kafaya onu düşünüyorum. Bakıyorum da şu hayatta ne kadar sikko bir yere gelmişim. Kazandığım bölümü sevmiyorum, okumak istemiyorum işin kötüsü neyi yapabileceğimi anlamam 3 yılımı aldı. Arkadaşlar desen iyi ki varlar ama işin kötüsü insan sevmez oldum artık bazen ehhhhhhhhh diyip götümü dönesim var. Aşk hayatım zaten baştan öyle bir falso ki aman allahım. Hah bir de şu mesele var, benim meşhur aşk hayatım. Ya öyle bir salağım ki ay bütün kötülükler benim başıma gelmiş vay ben ne yaptım da böyle oldu bla bla..’ Move on bitch’ derler adama. Ne öylesin ne böyle, sanki bir senin başına geldi herkes çok mutlu sanki amına koyayım, sanki onların mutlu olma şekliyle senin ki aynı, önce bunu hatırla ona göre düşün, dövün. Neyse son artık 2 yıldır resmi kontenjanlı bir luzır gibi davranıyorum ve bu gidişle en başgan luzır olacağım.

    Yok abi yok yani olmuyo, bir şeyler yapmam şart. Bu da ‘ne yapayım yaaaaaa?’ sorusunu beraberinde getiriyor. Şu aralar bunu 40 kez söylüyorum belki olur diye Kendine gel sevgi, kendine gel sevgi, kendine gel sevgi, kendine gel sevgi….

  5. Sadece konuşacak birine ihtiyacım var.

  6. Naber?

    Çoğu zaman hissetmiyormuşum gibi geliyor.Hani nefes aldığını boğulmaya başlayana kadar hissetmessin ya. Her şey olur, belli bir düzende kontrolde ve senin dışında. Ama havasız kaldığında nefes aldığını hissedersin en azından nefes almış olduğun ve keşke bir daha alabilsem dediğin o nefesi düşünürsün hep.. Benim aşkım da böyle bir şey işte.Ben ki boğulana kadar anlamadım aşık olduğumu, yaşadığımı, yalnıza kaldığımı aslında hergün birilerinin öldüğünü. Ben o zaman anladım işte, ne zaman ki gelip beni paramparça ettiler aslında bir zamanlar nasıl da bütün olduğumu ben o zaman fark ettim.

    Neden böyle bozuk bir zaman kavramım var ki? İşin kötü tarafı benim gibiler için hayat hiç bir zaman iyiye gitmez. Benim gibiler sigaralarını kendileri yakarlar, saçlarını toplarlar ve geçmiş günlere özlemle bakmaktan başka hiç birşey yapmazlar. Benim gibiler aslında o kadar zavallıdır ki 

    Neyse kendime acıma faslını bir kenara bırakırsak. İşte onu bir kenara bırakabilirsek çok güzel olacak…

    Artık canım acımıyor. Metroda, otobüste güneş gözlüklerimin arkasından ağlayıp meraklı yaşlı kadınlara göz nezlem var gibi aklın hayalin sığmadığı saçma yalanlar atmıyorum. Ama bana aldığın çiçekleri atmadım ve hiç bir zaman da atmayacağım. Seni sonsuza kadar sevemem belki ama o çiçekleri severim işte hem ne farkları var ki konuşamadıktan, dokunamadıktan sonra insanların bir demet kuru çiçekten ne farkı var?

    Öyle işte, sen benim bir demek kuru çiçeğim ol ben de seni hep saklayayım, en azından bunu yapabiliriz.

  7. İşte bu şarkı beni saatlerce ağlattı, hala da ağlatıyor.

  8. true-south:

    fromhogwarts-withlove:

    it’s morning!

    Morning is the best time.

    (Source: swifgrons, via flyingdutchwoman)

  9. Uzun zamandır ağlamıyorum…

    Tahminimden daha da uzun bir zaman. Mesela nelere ağlamadığımı söylesem siz benim yerime ağlayabilirsiniz, o derece yani.

    Artık konuşmuyorum da, çalan telefonlar mesajlar cevapsız bekliyorlar, eski arkadaşlarım, okuduğum kitaplar, izlediğim filmler hepsi bir güzel unutuldu. Aslında kendimi çöpe atmış gibiyim seni değil.

    Bu durum hoşuma da gidiyor, diyorum ya ben yalnızlığı seviyorum ama tek başına kalmak sadece sıkıcı. Mesela  bir şeyler duyuyorum eskiden beni öldürecek kadar beni üzecek şeyler,  unutulmuşuz yok olmuşuz falan veya çok başka başka yerlere yaşıyoruz, başka insanlarla. Artık hiç bir şey hissetmiyorum.

    Sokakta yürümek, yanan bir muma uzun uzun bakmak, seni başka birisiyle görmek.. yok bu cümle bir yalanla devam edecek işte.

    Yine hazır olmadığım bir işe kalkıştım. Halbuki kendimi tanıyordum işte biliyordum, ben işin kötüsü seni de tanıyordum ya..

    Bak yine boş boş konuştum işte diyorum ya biliyorum ben.

avatar_128
Genellemelerden kaçınarak genele yazılmış tek kişilik manifesto
Page 1 of 5 NEXT

Following